ÖNSÖZ
Şirketlerin ellerindeki nakit fazlasını değerlendirmek, uluslararası fırsatlardan yararlanmak ve uzun vadeli hedeflerini gerçekleştirmek gibi amaçlarla yurtdışı yatırımlar yaptıkları gözlenmektedir. Gelişen uluslararası ticaret ve sermaye hareketleri de yatırımcıların ilgilendikleri pazarlara doğrudan veya dolaylı yatırım yapmalarını gündeme getirmiştir. Dolaylı yatırım konusunda ise holding şirketleri ön plana çıkmaktadır.
Holding şirketleri çok uluslu ticaret yapan şirketlerin en önemli yapılarının başında da gelmektedir. Ayrıca, holding şirketleri uzun yıllardır çok uluslu şirketlerin neredeyse tamamına yakını tarafından çeşitli amaçlar ile kullanılmaktadır. O nedenle de holding şirketlerinin kurulacağı yer de ciddi önem arz etmektedir. Bir yatırımcının holding kuruluşu gerçekleştirileceği ülke ile ilgili seçimini ise ekonomik, sosyal, hukuki altyapı ve finans kaynaklar yanında vergilendirme rejimi de yakından etkilemektedir.
Ülkeler de çok uluslu şirketler tarafından tercih edilen yer olabilmek adına çeşitli teşviklerin yer aldığı holding rejimlerini vergi mevzuatlarında düzenlemişlerdir. Bunlardan ön plana çıkan ülkeler ise Hollanda, Malta, İsviçre, İngiltere, Singapur, İspanya, Hong Kong ve Lüksemburg şeklindeki ülkelerdir. Ancak, bu ülkelerin yanında Belçika, Güney Kıbrıs ve Mauritius da diğer önemli holding rejimlerinin düzenlendiği ülkeleri ifade etmektedir.
Bu ülkelerin ön plana çıkmasının en önemli nedeni ise holding rejimleri kapsamında getirilen ciddi vergi avantajlarıdır. Bu tür ülkelere bakıldığında genelde çok sayıda vergi anlaşmalarına taraf olmalarının yanında yurtdışı iştiraklerden elde edilen kazançları vergiden istisna tuttukları ve buna ilaveten holding şirketleri tarafından yapılan kar dağıtımlarını ya düşük vergilendirmeye tabi tuttukları ya da söz konusu kar dağıtımından hiç vergi almadıkları görülmektedir. Bu da birçok şirketin bu tür vergilendirme rejimlerine sahip ülkelerde holding şirketi kurmalarına neden olmuştur.
Özellikle uluslararası vergi konusundaki son dönemdeki gelişmeler de holding rejimlerini doğrudan etkilemektedir. Bu kapsamda, OECD tarafından hazırlanan ve yürürlüğe konulan “Karın Aktarımı ve Matrahın Azaltımına İlişkin OECD Eylem Planı (OECD Base Erosion and Profit Shifting Action Plan-BEPS)” holding rejimlerini de çok yakından ilgilendirmektedir. O nedenle, mevcut ve gelecekte kurulacak holding yapıları açısından BEPS Eylem Planı ile ilgili tüm düzenlemelerin dikkate alınarak etki analizi yapılması ve buna uygun olarak mevcut holding şirketlerinin yeniden yapılandırılması ya da kurulacak holding şirketlerinin BEPS Eylem Planına uygun olarak oluşturulması faydalı olacaktır.
Diğer taraftan, tarihsel olarak bakıldığında Türk şirketlerinin özellikle yurtdışındaki holding rejimlerini etkin bir şekilde kullanmadıkları görmekteyim. Bunun ise genel olarak söz konusu uluslararası holding ve bunlara ilişkin vergi rejimlerinin Türk yatırımcıları ve şirketleri tarafından yeterince iyi bilinmemesinden kaynaklandığını düşünmekteyim. Bu rehberin amacı da özellikle yurtdışına yatırım yapmak isteyen şirketlere uluslararası holding rejimlerini tanıtmak ve potansiyel fırsatlardan faydalanmaları için önemli bir kaynak sağmaktadır. Ayrıca, LEVEL tarafından hazırlanan bu rehberin vergi literatüründeki önemli bir eksikliği tamamladığına da inanmaktayım.
LEVEL Uluslararası Vergi Ekibince hazırlanan ve uluslararası holding rejimleri ile ilgili ülkemizdeki yegâne kaynak olan bu rehberin tüm Türk yatırımcılarına ve uluslararası Türk şirketlerine yararlı olması dileklerimle.
Ramazan BİÇER
Ortak, Advanced LLM. İn International Tax Law
ramazan@level-international.com
Holding Rejimleri Rehberini görüntülemek için tıklayınız.