Yerel ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi ve Türkiye Düzenlemeleri  

Özet

2021 yılında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından temelleri atılan “Matrahın Aşındırılması ve Karın Aktarımı (Base Erosion and Profit Shifting-BEPS)” Projesi kapsamında sunulan “İki Sütunlu Çözüm”ün ikinci sütununun en önemli unsurlarından biri olan “Küresel Asgari Kurumlar Vergisi” uygulaması, Türkiye dahil birçok ülkede çıkarılan yasalar ile uygulanmaya başlanmıştır.

OECD’nin iki sütun üzerine inşa ettiği küresel asgari kurumlar vergisi uygulaması, çok uluslu işletmelerin her bir ülkede asgari oranda bir kurumlar vergisi ödemesini amaçlayan bir düzenlemedir. İlgili düzenlemeler Türkiye’de 2 Ağustos 2024 tarihinde 32620 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7524 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 38 ila 50. Maddesi arasında 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenmiş olan 5. Kısım kapsamında yasalaşmıştır.

Bu makalede, OECD düzenlemelerine paralel olarak hazırlanan ve 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi’ne eklenen 5. Kısımda belirtilen düzenlemeler ve Türkiye’de Yerel ve Küresel Asgari Vergi uygulamaları ele alınmaktadır. Buna göre, makalede “Yerel ve Küresel Asgari Vergi Uygulamaları” 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen 5. Kısım düzenlemeleri esas alınarak açıklanmış ve uygulamada önemli görülen noktalara ayrıca yer verilmiştir.

Anahtar Kelimeler: OECD, Vergi, BEPS, Küresel Asgari Vergi, GloBE

 

Giriş

2021 yılında OECD tarafından başlatılan “Matrahın Aşındırılması ve Karın Aktarımı (Base Erosion and Profit Shifting/BEPS ) Projesi” kapsamında, küresel anlamda vergi kayıplarına sebebiyet verebilecek uygulamaların ortadan kaldırılması ve çok uluslu şirketlerin vergiden kaçınmak için agresif vergi planlamalarına başvurmalarının engellenmesi için birçok çözüm önerisi getirilmiştir. Bu düzenlemeler arasında en geniş kapsamlı ve en yenilikçi çözümlerden biri de İki Sütunlu Çözüm Planı’nın İkinci Sütunu çerçevesinde tanımlanan “Küresel Asgari Kurumlar Vergisi” uygulamasıdır. Bu uygulamayla OECD, vergi cenneti olarak adlandırılan düşük veya sıfır vergi oranı uygulanan ülkelerin vergi planlaması açısından kullanılmasının, ülke mevzuatları arasındaki farklılıkları kullanarak vergi planlamasına gidilmesinin ve vergi anlaşmalarının kötüye kullanılmasının önüne geçmeyi amaçlamaktadır.

Küresel Asgari Kurumlar Vergisi uygulaması çok uluslu şirketlerin faaliyet gösterdiği ülkelerde, geçiş dönemi olarak adlandırılan 2024, 2025 ve 2026 mali yılları hariç olmak üzere, en az %15 oranında kurumlar vergisi ve benzeri net gelir üzerinden alınan vergi yüküne ulaşmalarını amaçlamaktadır. Buna göre, ilgili çok uluslu şirket gruplarının belirli bir ülkedeki iştiraklerinin toplam net gelirleri üzerinden en az %15 vergi yüküne ulaşamadıkları takdirde, o ülkede ek vergi hesaplanacak ve o yine o ülkenin mevzuatına göre yerinde veya nihai ana şirketin bulunduğu ülkede ya da “Yetersiz Vergilendirilmiş Ödemeler Esası”na göre kapsama giren ülke ya da ülkelerde ek vergi ödenecektir.

OECD / G20 Kapsayıcı Çerçeve (Inclusive Framework) kapsamındaki 147 üye ülke içinde 41 ülke Aralık 2024 itibariyle küresel asgari kurumlar vergisine ilişkin düzenlemeleri iç hukukuna dahil etmiş bulunmaktadır. Bu ülkelerin 30’u, Türkiye’deki birçok çok uluslu şirketler grubunun da faaliyet gösterdiği Avrupa kıtası ülkeleridir. İlgili ülkeler arasında 21 ülke ise küresel asgari vergi uygulamalarına ilişkin taslak kanun hazırlamış durumdadır veya potansiyel bir taslak kanun üzerinde kamuoyu ile istişarelerde bulunmaktadır.[1] Türkiye, 2 Ağustos 2024 tarih ve 32620 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7524 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile küresel asgari vergi düzenlemelerini iç hukukuna dahil etmiştir.

Makalemizde OECD Küresel Asgari Kurumlar Vergisi uygulamasına paralel olarak hazırlanıp, 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen 5. Kısım Maddelerine ilişkin, OECD düzenlemelerini de kaynak alan, detaylı açıklamalara yer verilmiştir. Bunlara ek olarak, makalemizin ilgili bölümlerinde küresel asgari vergi uygulamalarının Türkiye’de faaliyet gösteren çok uluslu şirket gruplarının operasyonel hayatlarına getirdiği yenilik ve yükümlülüklerden de bahsedilmiştir.

  1. İç Mevzuatımıza Getirilen Küresel Asgari Vergi Uygulamaları

Hükümet, 16 Temmuz 2024 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne “Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” sunmuştu. İlgili teklif, 2 Ağustos 2024 yayımlanan 7524 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 38 ila 50. Maddeleri olarak 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenmiş ve 5. Kısım kapsamında yasalaşmıştır.

İlgili kanunda küresel asgari vergi düzenlemeleri OECD kaynaklarından farklı olarak “ Yerel ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi” şeklinde tanımlanmış ve düzenlemeler yerelde ödenecek olan ek vergi adlandırması üzerinden ilerlemiştir. Bununla birlikte, isimlendirmenin farklı olmasına rağmen, düzenlemenin içeriği küresel asgari vergi düzenlemeleriyle paralellik sergilemektedir. Ayrıca belirtmek gerekirse, makalemizde ilgili düzenlemelerden, 2025 yılından itibaren yerel mevzuatta uygulanacak olan “Asgari Kurumlar Vergisi” ile herhangi bir karışıklığa mahal vermemek adına “Yerel ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Vergi” olarak bahsedilecektir.

Bunların ışığında, Yerel ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Vergi düzenlemelerine ilişkin 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen 5. Kısım Maddeleri, mezkûr kanuna referans verilerek aşağıda ilgili başlıklar altında incelenmiştir.

 

1.1. Bölüm 1: Verginin Konusu, Tanımlar, Muafiyet ve İstisnalar

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun Ek 1. Maddesi uyarınca, küresel ve yerel asgari tamamlayıcı verginin konusu, nihai ana işletmesinin konsolide finansal tablosundaki yıllık konsolide hasılatı, gelirin raporlandığı hesap döneminden önceki dört hesap döneminin en az ikisinde 750 milyon avro karşılığı Türk lirası sınırını geçen çok uluslu işletme gruplarının bağlı işletmelerinin ilgili hesap dönemindeki kazançlarıdır. İlgili uygulama, OECD’nin küresel asgari vergi düzenlemelerini yayımladığı “Matrahın Aşındırılmasını Önlemeye Yönelik Model Kurallar Kılavuzu (buradan sonra “Model Kurallar Kılavuzu” olarak bahsedilecektir.)”nda belirtilen kapsamın birebir uyarlamasıdır.[2]

Mezkûr Kanunun Ek 2. Maddesinde, küresel asgari tamamlayıcı vergi uygulamasının nihai ana işletme, ara ana işletme, kısmi sahip olunan ana işletme, bağlı işletme, çok uluslu işletmeler grubu, kapsanan vergiler… gibi kilit kavramlarının yanı sıra, daha önce Türk mevzuatında yer almayan nitelikli iade edilebilir vergi kredileri, pazarlanabilir (devredilebilir) vergi kredileri veya ertelenmiş vergi varlıkları gibi kavramlar tanımlanmıştır. Bu kavramlar, küresel asgari tamamlayıcı vergi matrahının hesaplanmasında önemli bir rol oynayacak olan “Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS)” veya diğer uluslararası muhasebe standartlarında öne çıkan kavramlar olduğundan, her ne kadar yerel muhasebe uygulamalarında kullanılmasalar da ilgili düzenlemelere dahil edilmiş durumdadırlar.

Öte yandan, “Geliri Dahil Etme Esası (Income Inclusion Rule-IIR)”, Nitelikli Yerel Asgari Tamamlayıcı Vergi (Qualified Domestic Minimum Top-up Tax-QDMTT) veya Yetersiz Vergilendirilmiş Ödemeler Esası (Under Tax Payment Rule-UTPR) gibi, tamamlayıcı verginin hangi ülkede ödeneceğine dair belirlemelerde bulunan kurallar bu bölümde tanımlanmamış ve sonraki bölümlerde bahsedilmiştirler. Mezkûr kanunda bahsedilen tanımlamalar da yine OECD Model Kurallar Kılavuzunda belirtilen şekilde Türk mevzuatına uyarlanmıştır.

Ek 3. Madde’de ise, küresel ve yerel asgari tamamlayıcı vergi düzenlemelerinden muaf olan işletmeler aşağıdaki şekilde listelenmiştir:

  • Uluslararası kuruluşlar ve kamu kurum ve kuruluşları
  • Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar
  • Emeklilik fonları
  • Nihai ana işletme olarak kabul edilen ve bu bağlamda değerlendirilen yatırım fonları
  • Gayrimenkul yatırım fonları gibi gayrimenkul yatırım araçlarıyla ilgili olarak değerlendirilen nihai ana işletme olarak kabul edilen kuruluşlar

İlgili maddede ayrıca, Model Kurallar ve 2023’te yayımlanan “Matrahın Aşındırılmasını Önlemeye Yönelik Model Kuralları İçeren Konsolide Yorum Kitabı”[3]‘nda (buradan sonra böyle “Konsolide Yorum Kitabı” olarak bahsedilecektir) “Sahiplik Testi” olarak anılan hususa atıfta bulunulmaktadır. Buna göre, yukarıdaki listede yer almayan ancak en az %95’i muaf işletmeler tarafından sahip olunan ticari işletmeler de muafiyet kapsamında değerlendirilmektedir. Ayrıca, OECD Model Kurallar Kılavuzu’nda “Faaliyet Testi” olarak anılan uygulamaya da ilgili maddede yer verilmiştir. Buna göre, muaf bir işletme, diğer bir ticari işletme değerinin en az %85’ine sahipse ve sahip olunan işletmenin kazançları muaf tutulan temettü gelirleri veya diğer muaf gelirler gibi gelirlerden oluşuyorsa, sahip durumundaki işletmenin de “Finansal Muhasebe Net Kar veya Zararın” hesaplanmasından da muaf tutulmaktadır.

İlgili maddede ayrıca, muaf işletmelerin gelirlerinin, küresel asgari tamamlayıcı vergi hesaplamalarında dikkate alınmamasına rağmen, kapsam dahilindeki grupların belirlenmesinde kullanılan ve Ek 1. Maddede belirtilen “Gelir Eşiği Testi (Son 4 yıllık dönemde, en az 2 yılda 750 milyon Avro konsolide gelir eşiğini geçme)” açısından dikkate alınacağı belirtilmektedir.

OECD uygulamalarına paralel olarak, ilgili maddede belirtildiği üzere, bir işletme grubu muafiyetten vazgeçip kendini Küresel Asgari Tamamlayıcı Vergi kapsamında değerlendirebilmektedir. Ancak, Ek Madde 3’te belirtildiği üzere bir kere istisnadan vazgeçilmesi halinde ilgili işletme grubunun takip eden 5 sene boyunca muafiyetten yararlanması mümkün olmayacaktır.

Muaf tutulan işletmelerin yanı sıra, istisna kazanç türleri de bu madde altında belirtilmiştir. Matrahın Aşındırılmasını Önlemeye Yönelik Model Kuralları Açıklayan Konsolide Yorum Kitabı (Consolidated Commentary to the Global Anti-Base Erosion Model Rules)’na göre, uluslararası deniz taşımacılığı faaliyetlerinden elde edilen gelirler küresel asgari vergi kapsamından istisna edilmiştir. Buna paralel olarak, Mezkûr Kanunun Ek 3. Maddesinde ÇUŞ Gruplarının bağlı işletmelerinin uluslararası deniz taşımacılığı faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları yerel ve küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Bu istisnaya ek olarak grup dışıyla yapılan bazı uluslararası deniz taşımacılığı faaliyetlerinden veya bu faaliyetlere yardımcı nitelikte olan kiralama, bordrolama gibi faaliyetlerden elde edilen gelirlerin, ilgili bağlı işletmenin uluslararası deniz taşımacılığı faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin %50’sini geçmemesi halinde, küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur.

1.2. Bölüm 2: Vergi Yükü Hesaplamaları ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Vergi Matrahı, Oranı ve Hesaplamaları

Matrahın Aşındırılmasını Önlemeye Yönelik Model Kuralları Açıklayan Konsolide Yorum Kitabı (Bundan sonra “OECD Model Kurallar Yorum Kitabı” olarak anılacaktır.), Küresel Asgari Kurumlar Vergisinin uygulanmasında önemli bir analiz olan toplam vergi yükü hesaplamalarında kullanılacak parametreleri ayrıntılarıyla açıklamıştır. Bu açıklamalara göre, küresel asgari kurumlar vergisi ülke bazında hesaplanacaktır. Küresel asgari kurumlar vergisinin matrahı, ülke bazlı net kazançtır ve vergi yükü hesaplamalarında bu ülke bazlı net kazanç üzerinden ödenen ve kapsamda yer alan vergiler dikkate alınmaktadır.

Mezkûr Kanun’un Ek 4. Maddesinde ise vergi yükünün tespitinde pay olarak dikkate alınan kapsamda yer alan vergilerin neler olduğu ve bu kapsanan vergilere ilişkin çeşitli düzeltmelere yer verilmiştir. İlgili Maddenin İkinci Fıkrasında, vergi yükü hesaplamasında “Düzeltilmiş Kapsanan Vergiler”in dikkate alınacağı belirtilmiştir. İlgili Madde uyarınca düzeltilmiş kapsanan vergiler, cari dönemde tahakkuk etmiş vergi giderlerinin düzeltilmiş tutarı, toplam ertelenmiş vergi düzeltme tutarı ve kapsanan net gelirler üzerinden alınan diğer vergiler toplanarak bulunmaktadır.

Bu madde kapsamında kapsanan vergilerin hesaplanmasında en önemli düzeltme kalemlerinden olan ertelenmiş vergi varlığı ve borçları da dikkate alınmıştır. Buna göre, ertelenmiş vergi giderinin kapsanan vergi olarak dikkate alınabilmesi için ilgili giderlerin kesinleşmiş olması gerekmektedir. Örneğin, belirsiz bir vergi pozisyonuna ilişkin hesaplanmış ertelenmiş vergi gideri kapsanan vergiler içinde dikkate alınmazken, ilgili gidere ilişkin cari dönemde bir ödeme yapılması halinde bu ödemeler kapsanan vergi olarak değerlendirilmektedir.

İlgili Maddede, ertelenmiş vergi varlığı ve borcu dışında ülkemizde uygulaması pek görülmeyen ancak diğer birçok ülkede rastlanılan “nitelikli iade edilebilir vergi kredisi” ve “pazarlanabilir (devredilebilir) vergi kredisi” kavramları dikkate alınmıştır. İlgili kanunun “Tanımlar” başlıklı Ek 2. Maddesinde nitelikli iade edilebilir vergi kredisi, “Vergi kanunları uyarınca ödenmesi gereken vergi üzerinden indirim olarak dikkate alınan ve dördüncü hesap dönemi sonuna kadar mahsup suretiyle indirilemeyen bakiye tutarın nakit veya nakit benzeri varlıklar yoluyla iadesini öngören vergi teşviki” olarak tanımlanmıştır. Pazarlanabilir (devredilebilir) vergi kredisi ise “Vergi kanunları uyarınca ödenmesi gereken vergi üzerinden indirim olarak dikkate alınmakla birlikte, söz konusu vergi kredilerinin üçüncü kişilere devrine imkân veren vergi teşviki” olarak dikkate alınmıştır.

Özünde bu vergi kredileri, mükellefin cari dönem vergi giderlerinin düşürülmesine olanak sağlayan vergi teşvikleridir. OECD Model Kurallar Kılavuzunda ve buna paralel olarak Mezkûr Kanunda belirtildiği üzere, ilgili teşvik nedeniyle ödenen verginin düşmesi ve ülke bazlı vergi yükünün de buna orantılı olarak azaltılmasının engellenmesi için, ilgili teşviklerin tahakkuk eden cari vergi üzerindeki etkisi sıfırlanmak istenmiştir. Buna göre, bu teşvikler yoluyla eksik ödenen vergi de sanki cari dönemde vergi gideri olarak ödenmiş gibi kapsanan vergilere ilave edilecektir.

Ancak, bu teşvikler dışında yapılacak herhangi bir iadenin kapsanan vergilere eklenmesi mümkün olmayacaktır. Bu durumda, Türkiye’de görülmeyen bir uygulama olması, ilgili vergi teşviklerinin küresel asgari vergi yüküne olan etkisinin doğru hesaplanabilmesi için Türkiye merkezli ÇUŞ Gruplarının nihai ana işletmelerinin, bu gibi vergi teşvik uygulamalarının kapsamlarına ilişkin yerel vergi danışmanları ve muhasebe personellerinden destek alması önem arz etmektedir.

Mezkûr Kanun’un Ek 5. Maddesi, kapsanan gelirlere ilişkin düzeltmeleri içermektedir. OECD Model Kurallar Kılavuzu ve Mezkur Kanunda belirtildiği üzere, vergi yükünün hesaplanmasında “Finansal Muhasebe Net Kazanç veya Zararı” matrah olarak dikkate alınmaktadır ve birçok sebepten ötürü kapsanan vergilere uygulandığı gibi bu matraha da bazı düzeltmeler uygulanmaktadır. Bu düzeltmeler arasında Türkiye’de kurumlar vergisi hesaplamasında “Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler”in vergi matrahına eklenmesi yöntemine benzer birçok düzeltme bulunmaktadır.

Bunların arasında en rutin uygulananlardan birisi olan “karşılık düzeltmeleri” de bulunmaktadır. Buna göre, dönem kârının tespitinde gider olarak tahakkuk ettirilen emeklilik tazminatları ile cari hesap döneminde fiilen ödenen emeklilik tazminatları arasındaki fark kapsanan gelirlere eklenecektir. Bir başka deyişle, ödemesi gerçekleşmeyen ancak gider olarak tahakkuk ettirilen karşılıklar vergi yükünün tespitinde matraha eklenecektir. Bu uygulama sayesinde UFRS ve Türk Muhasebe Standartları (TMS) arasında matrah farklarına yol açabilen kalemlerden olan karşılık tahakkuklarının etkisi giderilmeye çalışılmıştır.

Benzer bir uygulama, kanunen yasaklanmış ödemeler ve cezalara ilişkin ödemelerde de görülmektedir. Buna göre, kanunen yasaklanmış fiiller kapsamında yapılan ödemeler ile 50.000 Avro karşılığı Türk Lirasını aşan ceza mahiyetindeki ödemeler finansal muhasebe net kazanç ve zararına eklenmelidir.

Türkiye’de rutin kurumlar vergisi hesaplamalarında karşımıza çıkan prensiplere ek olarak, fonksiyonel para birimi ile vergi hesaplamalarında kullanılan para biriminin farklı olması nedeniyle tamamen fiktif ve asimetrik bir döviz kazancının oluşması halinde bu kazanç, matrahın belirlenmesinde dikkate alınmayacaktır. Benzer bir şekilde eğer asimetrik döviz zararı bulunuyorsa, ilgili zarar da matrahtan indirilmeyecektir. Böylece para birimi farklılıklarından doğan fiktif etkinin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.

Matrah düzeltmeleri arasında kapsam dahilinde olmayan gelirlerin bir şekilde matraha eklenmiş olması durumunda ilgili gelirlerin matraha etkisinin sıfırlanmasına ilişkin uygulamalar da bulunmaktadır. Daha önce makalemizde de belirtildiği üzere, kapsanan vergiler net gelirler üzerinden alınan vergiler olduğundan, net gelir kapsamına girmeyen gelirler de matraha dahil edilmemelidir. Örnek olarak, Mezkûr Maddede temettü gelirleri, işletme bazlı kazancın tespitinde kabul edilmeyen öz sermaye kazançları gibi net gelir konsepti dışında kalan gelirlerin muhasebesel uygulamalar nedeniyle finansal muhasebe net kazanç veya zararı içinde değerlendirilmesi halinde, bu gelirlerin matraha dahil edilmemesi gerekmektedir.

Önemli düzeltmelerden bir tanesi de, grup içi borçlanma durumunda ilgili borca ilişkin gider olarak dikkate alınabilecek faiz giderleri üzerinde bir nevi finansman gider kısıtlaması uygulamasını andıran düzeltmedir. Bu düzeltmeye göre, borç alan tarafın bulunduğu ülkedeki vergi yükünün ilgili seneye ilişkin asgari kurumlar vergisi oranının altında olması ancak borç veren tarafın bulunduğu ülkede ise vergi yükünün ilgili seneye ilişkin asgari kurumlar vergisi oranının üstünde olması veya grup içi finansman nedeniyle oluşan faiz gelir ve giderleri dikkate alınmaksızın hesaplanan vergi yükünün asgari kurumlar vergisi oranının üstünde olması halinde, borç alan tarafın gider olarak dikkate alabileceği faiz gideri, borç veren tarafın ilgili dönemde faiz geliri olarak dikkate aldığı tutar kadar olacaktır. Bu düzeltmeyle, belirli bir ülkedeki düşük vergi yüklerine sahip şirketlerin yüksek faiz oranlarıyla kredi verilerek toplam vergi yüklerinin arttırılması gibi yöntemlerin önü kesilmiştir.

Ayrıca belirtmek gerekirse, makalemizde bahsi geçen düzeltmeler dışında birçok farklı senaryo kapsamında yer alabilecek diğer düzeltmeler de Mezkûr Maddede yer almaktadır. OECD Model Kurallar Kılavuzu ve Konsolide Yorum Kitabı diğer birçok düzeltmeyi kapsamaktadır. Düzeltmelere ilişkin açıklamalar ilgili şirketlerden gelen sorularla her geçen gün artmaktadır. Dolayısıyla, bu düzeltmelere ilişkin uygulamalar yaygınlaştıkça yerel mevzuatımızda da benzer bir şekilde OECD düzenlemelerine referans verilerek açıklamaların genişletileceği öngörülmektedir.

1.3. Bölüm 3: Küresel Asgari Kurumlar Vergisi Oranı ve Hesaplamaları

Mezkûr Kanun’a eklenen Ek Madde 6’ya göre asgari kurumlar vergisi oranı %15’tir ve bu oran, net ülke bazlı kazanç toplamından %5 ve o ülkede bulunan bağlı işletmelerin maddi duran varlıklarının net defter değerinden %5 çıkarılarak ulaşılan küresel asgari kurumlar vergisi matrahı kullanılarak hesaplanmaktadır.

Görüldüğü üzere, OECD Model Kurallar Kılavuzu ve Konsolide Yorum Kitabı’nda “Varlığa Dayalı Gelir İstisnası” (Substance Based Income Exclusion- SBIE) olarak adlandırılan uygulama, Mezkur Kanunda özel olarak belirtilmemekle birlikte, Türkiye tarafından bu uygulamanın kabul edildiği ve uygulanacağı Mezkûr Madde kapsamında belirtilmiştir. Bununla birlikte, hem asgari kurumlar vergisi oranı hem de Varlığa Dayalı Gelir İstisnası uygulaması için geçiş dönemi sayılan 2024, 2025 ve 2026 yıllarında farklı oranlar kullanılacaktır. Bu oranlar ilgili maddede belirtilmemiş, ancak geçiş dönemine ilişkin tüm oran ve uygulamalar Kanunun Geçici 17. Maddesi kapsamında belirtilmiştir.

Buna göre, Varlığa Dayalı Gelir İstisnası kapsamında 2024 yılında maddi duran varlıkların net defter değerinin % 7.8’i ve brüt bordro ücretlerinin % 9.8’i net ülkesel bazlı karından indirilebilecektir. Aynı Maddede belirtildiği üzere, bu oranlar takip eden dört hesap dönemi boyunca % 0.2, 2029 hesap döneminden itibaren dört hesap dönemi boyunca da her hesap dönemi için bağlı işletmelerinin çalışanlarının brüt ücretleri için % 0.8, maddi duran varlıklar için ise % 0.4 azaltılarak uygulanacaktır. Ayrıca, küresel asgari kurumlar vergisi haddi 2024 hesap dönemi için % 15, 2025 hesap dönemi için % 16 ve 2026 hesap dönemi için % 17 şeklinde uygulanacaktır.

1.4. Bölüm 4: Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisinin Mükellefi, Vergilendirme Dönemi, Beyanı, Tarhı ve Ödenmesi

OECD Model Kurallar Kılavuzu ve Konsolide Yorum Kitabı’nda belirtilen düzenlemelerde, tamamlayıcı vergi yükümlülüğü doğması durumunda ilgili tamamlayıcı verginin hangi ülke tarafından tahsil edileceği konusunda üç yöntem belirtilmiştir: (i) Nitelikli Yerel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi (Qualified Domestic Minimum Top up Tax- QDMTT), (ii) Gelirin Dahil Edilmesi Esası (Income Inclusion Rule-IIR) ve (iii) Yetersiz Vergilendirilmiş Ödemeler Esası (Undertaxed Payment Rule – UTPR).

Nitelikli Yerel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi, oluşabilecek herhangi bir tamamlayıcı verginin halihazırda düşük vergilendirilmiş ülkede beyan edilip ödenmesini öngörmektedir. Buna göre, düşük vergilendirilmiş ve bu nedenle ek vergi mükellefiyeti oluşturan ülkedeki işletmelerden birisi bu vergiyi ilgili ülkede beyan edip ödeyecektir.

Gelirin Dahil Edilmesi Esası kapsamında küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin mükellefi ÇUŞ Grubuna bağlı ve diğer ülkelerde yerleşik olan işletmelerin Türkiye’de yerleşik nihai ana işletmesi, ara ana işletmesi veya kısmen sahip olunan ana işletmesi olacaktır. Diğer bir deyişle, bir tamamlayıcı vergi mükellefiyeti oluşursa, ilgili mükellefiyet nihai ana işletmeye aittir ve ilgili vergi nihai ana işletme tarafından yerleşik olduğu ülkenin vergi idaresine ödenecektir.

Yetersiz Vergilendirilen Ödemeler Esası uygulandığı takdirde ise, oluşabilecek bir tamamlayıcı vergi, halihazırda asgari oranın üstünde vergi yükü hesaplanmış ülkelerde mukim işletmeler arasında, grup içi ödemeler üzerinden uygulanan detaylı bir dağıtım anahtarı ile paylaştırılacaktır. Bu işletmelerin grup içi ödemelerinin belli oranda gider olarak kabul edilmemesi yoluyla ilgili işletmelerin vergi matrahları yükseltilerek tamamlayıcı verginin tahsil edilmesi amaçlanmaktadır. Yetersiz Vergilendirilen Ödemeler Esası, uygulanması en zor yöntem olduğundan dolayı Türkiye dahil birçok ülke tarafından uygulama 2025 hesap dönemine bırakılmıştır.

Tüm bu yöntemler OECD Model Kurallar’ı uyarınca bir uygulama sırasına tabidir. Öncelik, Nitelikli Yerel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi uygulamasına tanınmıştır. Böylece, düşük vergilendirilmiş ülkelerin kaynak ülke olarak ilgili ek vergiyi tahsil etme hakkı önceliklendirilmiştir. Eğer ilgili yöntem bahsi geçen ülkede kabul edilmemişse, bu durumda Gelirin Dahil Edilmesi Esası nihai ana şirketin bulunduğu ülke tarafından uygulanacaktır. Ancak, bu yöntemin de kendi başına uygulanabilmesi için ortaklık yapısının nispeten basit olması gerekmektedir. Zira, parçalı ortaklıklarda nihai ana işletmenin tüm grubun tamamlayıcı kurumlar vergisini tahsil etme imkanı olmayacaktır. Böyle durumlarda ilgili tamamlayıcı verginin bir kısmı Yetersiz Vergilendirilmiş Ödemeler Esası dikkate alınarak tahsil edilecektir.

Mezkûr kanunun Ek 7. Maddesi uyarınca, küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin mükellefi, Gelirin Dahil Edilmesi Esası (Income Inclusion Rule-IIR) ve Yetersiz Vergilendirilmiş Ödemeler Esasına (Undertaxed Payment Rule – UTPR) göre belirlenmektedir. İlk bakışta Türkiye’nin sadece Gelirin Dahil Edilmesi Esası ve Yetersiz Vergilendirilmiş Ödemeler Esası’nı kabul ettiği ve herhangi bir nitelikli yerel asgari tamamlayıcı vergi uygulamasının iç mevzuatımızca kabul edilmediği düşünülebilir. Ancak, Mezkûr Kanunun Ek 9 ve 10. Maddeleri Yerel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi adı altında Nitelikli Yerel Asgari Tamamlayıcı Vergi Düzenlemesini de iç mevzuatımıza dahil etmiştir. Buna göre, Türkiye’de mukim bir bağlı işletme veya işletmeler grubunun ülke bazlı vergi yükü ilgili dönemin asgari vergi oranı haddinden düşük çıkarsa, hesaplanacak tamamlayıcı vergi öncelikle Türkiye tarafından yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi kapsamında tahsil edilecektir.

Mezkûr Kanuna eklenen Ek Madde 8 ile, Türkiye’de mukim mükelleflere OECD düzenlemelerine uygun olarak küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi bilgi beyannamesi verme yükümlülüğü de getirilmiş durumdadır. OECD Model Kurallar Kılavuzu ve Konsolide Yorumlar Kitabı’nda söz konusu beyannameden “GloBE Information Return (GIR)” olarak bahsedilmektedir. Mezkûr Kanuna göre, Türkiye’de Gelirin Dahil Edilmesi Esası veya Yetersiz Vergilendirilmiş Ödemeler Esası sonucunda tamamlayıcı vergi ödeme yükümlülüğü oluşan mükellefler ilgili beyannameyi 2024 mali yılı için takip eden 18. Ayın sonuna (30 Haziran 2026’ya) kadar beyan edebileceklerdir. Söz konusu beyannameyi ibraz etmekle yükümlü olan mükellefler, yerel asgari tamamlayıcı vergi hariç olmak üzere oluşan her türlü tamamlayıcı vergiyi de ilgili beyanname yoluyla beyan edip ödeyeceklerdir.

Bu açıklamalar ışığında Türkiye’de küresel asgari kurumlar vergisi beyannamesi vermekle yükümlü olan mükelleflerin yalnızca tamamlayıcı vergi ödeme yükümlülüğü olan mükellefler olduğu sonucu çıkarılabilir. Ancak, söz konusu beyannameyi her ne kadar Türk Vergi İdaresine ibraz etmeyecek olsalar da, yurtdışında mukim nihai ana işletme tarafından beyannamenin doldurulması talep edilecektir, keza ana şirketin kendi ülkesinde grup şirketleri adına aynı beyannameyi vermesi gerekecektir.

Bunun yanında, tamamlayıcı vergi yükümlülüğünün bulunmadığının kanıtlanması için ilgili beyannamenin doldurulup halihazırda ibraz edilen bir beyannameye veya rapora ek olarak talep edilmesi mümkündür. Ayrıca, ileriki dönemlerde, küresel asgari kurumlar vergisi beyannamesinin Türkiye’de ibraz edilmemesi halinde, ÇUŞ Grubunda beyanı yapmakla mükellef işletmenin bildirildiği, “Ülke Bazlı RaporlamaBildirimi (Country-by-Country Reporting Notification)”ne benzer bir bildirimin Türk Vergi İdaresi tarafından talep edileceğini öngörüyoruz.

Ek 7. Maddede buna benzer bir bildirime ilişkin yükümlülükten bahsedilmemektedir. Ancak, aynı Maddede belirtildiği üzere, Türkiye ile “Çok Taraflı Yetkili Makam Anlaşması (Multilateral Competent Authority Agreement – MCAA)”  bulunan ülkelerde beyannamenin doldurulması ve o ülkenin vergi idaresine ibraz edilmesi ile Türkiye’de beyanname doldurma zorunluluğu ortadan kalkacaktır. Dolayısıyla, Türkiye’de mukim bağlı işletmenin beyannameyi ibraz etmekle yükümlü olmadığını Türk Vergi İdaresine iletmek üzere Ülke Bazlı Raporlama Bildirimine benzer bir ”Küresel Asgari Kurumlar Vergi Bildirimi”nin getirilmesinin, diğer ülkelerle bilgi değişiminde kaçınılmaz olarak görülen zorluklara iyi bir çözüm olduğu aşikardır.

1.5. Bölüm 5: Yerel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisinin Mükellefi, Vergilendirme Dönemi, Beyanı, Tarhı ve Ödenmesi

Bir önceki bölümde de bahsedildiği üzere, Mezkûr Kanuna Ek 9 ve 10. Maddeler Türkiye’de uygulanacak Yerel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisine ilişkin bilgiler içermektedir. Bu Maddenin kabulü aynı zamanda OECD Model Kurallar Kılavuzu ve Konsolide Yorum Kitabı’nda “Nitelikli Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi (QDMTT)” olarak adlandırılan ve kaynak ülkenin ek vergiyi tahsil etmesine olanak sağlayan uygulamanın Türkiye tarafından kabul edildiğini göstermektedir.

Söz konusu maddelere göre, Yerel Asgari Tamamlayıcı Vergi, Küresel Asgari Tamamlayıcı Verginin hesaplanmasında kullanılan kural ve ilkelere uygun olarak hesaplanacaktır. Aynı ÇUŞ Grubunun Türkiye’de mukim bağlı işletmelerinden birinin Yerel Asgari Tamamlayıcı Vergi ödemesi durumunda, ülkede mukim diğer bağlı işletmelerin ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmaktadır. Ancak, verginin kısmen veya tamamen ödenmemesi durumunda, Türkiye’de mukim ve aynı ÇUŞ Grubuna bağlı tüm taraflar müştereken ve müteselsilen sorumlu kabul edilmektedir.

Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi Beyannamesinden farklı olarak, Yerel Asgari Tamamlayıcı Vergi, takip eden 12. ayın birinci gününden son gününe kadar beyan edilmeli ve ödenmelidir. Daha önceki bölümde belirtildiği üzere, söz konusu beyanname yalnızca Gelirin Dahil Edilmesi Esası ve Yetersiz Vergilendirilmiş Ödemeler Esası yöntemleriyle tahsil edilen tamamlayıcı vergilerin beyanı ve ödemesinde kullanılmaktadır. Yerel Asgari Tamamlayıcı Verginin beyan ve ödenmesine ilişkin daha detaylı bilgilere, ilgili kanuna ilişkin 2025 yılı içinde çıkarılması beklenen Kurumlar Vergisi Tebliğinde yer verilmesi kuvvetle muhtemeldir.

1.6. Bölüm 6: Diğer Hükümler: Birleşme Bölünme Pay Devirleri ve Özel Vergilendirme Halleri

Mezkûr Kanuna Ek Madde 11, Küresel Asgari Kurumlar Vergisi düzenlemeleri kapsamına girmede kilit rol oynayan 750 milyon Avroluk gelir sınırına ilişkin vergiden kaçınma seçenekleri tartışılırken en popüler çözümler arasında yer alan birleşme, bölünme ve hisse devirlerine ilişkin hükümler içermektedir. İlgili madde uyarınca iki veya daha fazla ÇUŞ Grubunun birleşmesi durumunda, birleşmeden önceki dört hesap döneminden en az birinde konsolide mali tablolarında yer alan gelirlerinin toplamı 750 milyon Avro’yu aşması halinde, birleşme sonucu ortaya çıkan yeni ÇUŞ Grubu da bu gelir sınırını aşmış sayılacaktır. Sonuç olarak, bir birleşme durumunda, birleşen grupların son dört yıllık gelirlerinin toplamının 750 milyon Avro olduğu tahmin ediliyorsa, ilgili dönemde oluşan grup bu gelir sınırını aşmasa bile kapsama girecektir.

Herhangi bir grubun parçası olmayan bir işletmenin bir gruba birleşme yoluyla bağlanması halinde, ilgili işletmenin veya bağlı grubun son dört yıllık gelirlerinden en az birinin 750 milyon Avro olması halinde, ilgili grup yine küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi kapsamında değerlendirilecektir.

Bir ÇUŞ Grubunun bölünmesi durumunda, bölünme sonrasında oluşan gruplar, bölünmenin gerçekleştiği yıldan sonraki ilk hesap döneminde yıllık gelirlerinin sırasıyla 750 milyon Avroyu aşması halinde kapsam dahilinde değerlendirilecektir. Buna ek olarak, bölünen bir grubun, bölünme yılını takip eden mali yılların en az ikisinde 750 milyon Avro veya daha fazla yıllık gelire sahip olması halinde, bölünmeden sonra sona eren ikinci ila dördüncü test edilmiş mali yıllara ilişkin olarak konsolide gelir eşiğinin karşılandığı kabul edilmektedir.

Kapsama giren ÇUŞ Gruplarının kapsamdan çıkmak için ilk akla gelen yöntem olarak grubu bölmesinin önüne geçmek adına, herhangi bir bölünme durumunda kapsanan yıl sayısı daraltılarak bölünme yoluyla gelir eşiğinden kaçınma stratejisinin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Kapsanan yıl sayısının daraltılmasına ek olarak bölünen grubun en az beş sene takip edilmesi de aynı amaca hizmet etmektedir. Türkiye OECD’nin bu önlemlerini ilgili madde hükmünce kanunlaştırarak iç mevzuatında kabul etmiştir.

Mezkûr Kanuna Ek 12. Maddede vergilendirme açısından şeffaf kurumların, iş ortaklıkları ve kooperatifler gibi özel vergilendirmeye tabi tutulacak olan işletmelere sahip gruplarda bu işletmelerin gelir ve kar dağıtımlarının küresel asgari kurumlar vergisi açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır. Vergisel açıdan şeffaf işletmeler Türk kanunlarında ayrıca tanınan işletmeler olmamakla birlikte birçok ÇUŞ Grubunun içinde yapısal olarak bulunan işletmelerdir. Bu nedenle, ilgili işletmelere ilişkin kapsanan vergi ve matrah düzenlemelerine ilişkin mevzuatta detaylı bilgilere ulaşabiliyor olmak birçok mükellef için kolaylık yaratacaktır.

1.7. Bölüm 7: Güvenli Liman Uygulamaları

Mezkûr kanunda güvenli liman uygulamalarına ilişkin ayrıca bir başlık açılmamasının yanında, Türkiye’nin kabul ettiği güvenli liman uygulamalarına ilişkin bilgiler Mezkûr Kanuna Ek 12. Maddede belirtilmiştir.  OECD Model Kurallar Kılavuzu ve Konsolide Yorum Kitabı’nda geçiş döneminde Ülke Bazlı Raporlama verileri kullanılarak uygulanabilecek geçiş dönemi “Ülke Bazlı Raporlama Güvenli Liman Uygulamaları”ndan bahsedilmiştir. İlgili güvenli liman uygulamasına göre belirli şartları sağlayan ülkelerde efektif vergi yükü, makalemizin ilgili bölümlerinde izah edildiği üzere, çeşitli düzeltmelerle hesaplanan matrah ve kapsanan vergiler üzerinden değil, ülke bazlı raporlama verileriyle hesaplanabilecektir.

Türkiye, geçiş döneminde “Ülke Bazlı Raporlamaya Dayalı Güvenli Liman Uygulamaları”nı kabul ettiğini Kanunla teyit etmiştir. Örneğin, Ek 12. Maddede “De Minimis Testi” olarak bilinen güvenli liman uygulamasına yer verilmiştir. Buna göre, belirli bir ülkedeki grup şirketlerinin ülke bazlı rapor ile benzer raporlarda geçen toplam hasılatının 10 Milyon Avro karşılığı Türk Lirasından ve vergi öncesi kârlarının 1 Milyon Avro karşılığı Türk Lirasından az olması halinde, ilgili ülkedeki tamamlayıcı vergi sıfır olarak kabul edilecektir.

Aynı Maddenin (e) Fıkrasının 3. Bendinde ise, ülke bazlı raporlarda belirtilen vergi öncesi karın, hesaplanan varlığa dayalı gelir istisnası tutarına eşit veya bu tutardan az olması halinde tamamlayıcı vergi ödenmeyeceği belirtilmiştir. Bu istisna da geçiş dönemi Ülke Bazlı Raporlama Güvenli Liman Uygulamalarında “Rutin Karlılık Testi” olarak anılmaktadır.

Geçiş dönemi Ülke Bazlı Raporlama Güvenli Liman Uygulamalarına ek olarak, Mezkûr Maddede “Yetersiz Vergilendirilen Ödemeler Esasına Dayalı Geçici Güvenli Liman Uygulaması”na da yer verilmiştir. Bu uygulamaya göre, bir grubun nihai ana işletmesinin bulunduğu ülkede nominal olarak en az %20 kurumlar vergisi uygulanması halinde, bu ülkede Yetersiz Vergilendirilen Ödemeler Esası kapsamında ödenecek ek vergi sıfır olarak kabul edilecektir.

Küresel Asgari Kurumlar Vergisi uygulaması efektif vergi yükü üzerinden hesaplama yapılan bir uygulamadır. Buna göre normal şartlarda ilgili ülke kanunlarında kurumlar vergisi %20 olarak belirtilebilir, ancak cari dönemde ödenen vergiyle hesaplanan vergi yükü çeşitli istisna ve indirimlerle asgari vergi oranının altına düşebilir. Bu nedenle, bu uygulama genel geçer olarak tüm örneklerde uygulanamayacaktır; yalnızca nihai ana işletmesi düşük vergilendirilmiş bir ülkede bulunan, ancak ilgili ülkenin nominal vergi oranının en az %20 olduğu bir konjonktürde uygulanabilmektedir. Buna ek olarak, bu uygulamanın geçici bir uygulama olduğu ve yalnızca geçiş dönemi olan 2024, 2025 ve 2026 dönemlerinde uygulanabileceği de not edilmelidir Yetersiz Vergilendirilen Ödemeler Esasının 2025’te yürürlüğe gireceği göz önüne alındığında, ilgili istisnanın yalnızca 2025 ve 2026 yılları için kullanılabileceği tabidir.

OECD Model Kurallar Kılavuzu ve Konsolide Yorum Kitabı’nda özellikle vurgulandığından ve uygulamada kullanılacağını öngördüğümüz “Bir Kez Dışarda Kalınınca, Her Zaman Dışarıda Kalınır Prensibi” Mezkûr Maddede belirtilmemiştir. Bu prensibe göre, güvenli liman maddede de belirtilen Geçiş Döneminde Geçerli Ülke Bazlı Raporlamaya İlişkin Güvenli Liman Uygulamasının kapsamı dışında kalan bir ülke, geçiş dönemi boyunca bir daha bu istisnadan yararlanamayacaktır.

Sonuç olarak, ilgili başlıklar altında makalemizde belirtildiği üzere, efektif vergi yükü bir dizi karmaşık matrah ve kapsanan vergi düzeltmesi yapılarak hesaplanmaktadır. Geçiş Döneminde Geçerli Ülke Bazlı Raporlamaya İlişkin Güvenli Liman Uygulaması, ilgili ÇUŞ Gruplarına geçiş dönemi boyunca efektif vergi yükü hesaplamasında büyük kolaylık sağlamaktadır. Bu nedenle, söz konusu grupların Ülke Bazlı Raporlarının ve buna ilişkin bildirimlerinin nitelikli olarak kabul edilebilmesi için söz konusu rapor ve bildirimlerin düzenli olarak ibraz edilmiş olması ve güvenilir verilerden oluşması önem arz etmektedir.

  1. Sonuç ve Değerlendirme

Türkiye, Küresel Asgari Kurumlar Vergisine ilişkin kuralları iç hukukuna dahil etmiş durumdadır ve bu kuralların OECD düzenlemeleriyle hemen hemen aynı olduğu açıktır. Bu bağlamda, Türk Vergi İdaresinin 2025 yılı içinde ayrıntılı bir ikincil mevzuat yayınlaması beklenmektedir. Bu anlamda, OECD düzenlemelerinden farklı açıklamalar beklememekteyiz. Bu da küresel asgari kurumlar vergisinin ayrıntılarını zaten bildiğimizi gösteriyor. O nedenle, Türkiye merkezli çok uluslu şirket gruplarının bu yeni vergilendirme düzenine yönelik hazırlıklarını hızlandırmaları önem arz etmektedir.

Küresel ve Yerel Asgari Tamamlayıcı Vergi ile uygulanmaya başlanan yeni vergilendirme düzenine uyum süreci bazı hazırlıklar ve çalışmalar gerektirmektedir. Bu bağlamda, Türkiye merkezli çok uluslu şirket gruplarına aşağıdaki konuları içeren çalışmaların yapılmasını önemle tavsiye ediyoruz:

  • ÇUŞ Grubunun grup içi işlemlerinin incelenmesi ve “Vergiye Tabi Olma Esası (Subject-to Tax Rule-STTR)” yoluyla söz konusu esasın uygulanabileceği grup içi işlemlerin belirlenmesi
  • ÇUŞ Grubunun faaliyet gösterdiği ülkelerde uygulanan kuralları ve bu kuralların ilgili ülkede efektif vergi yükü hesaplamasına etkisinin tespiti
  • Küresel ve ülke bazlı efektif vergi yüklerinin hesaplanması ve risk oluşturabilecek ülkelerin belirlenmesi
  • ÇUŞ Grubunun faaliyet gösterdiği ülkelerde elde edilen gelir ve ödenen vergilerin ülke bazlı raporlamada yer alan verileri kullanılarak belirlenmesiyle grup genelinde ülke bazlı efektif vergi yükü hesaplamalarının yapılması
  • ÇUŞ Grubunun efektif vergi yükü üzerindeki teşvik ve istisnaların etkisinin analiz edilmesi
  • Ülke bazlı efektif vergi yükünün % 15’ten düşük bulunması durumunda, düşük vergilendirilmiş ülkelerin vergi yükünü artırabilecek yöntemlerin belirlenmesi
  • Ülke bazlı efektif vergi yükünün düşük olması ve başka yöntemlerle yükseltilememesi halinde, tamamlayıcı vergilerin nasıl ve kim tarafından ödeneceğine ilişkin Nitelikli Yerel Asgari Tamamlayıcı Vergi (QDMTT), Geliri Dahil Etme Esası (IIR), ve Yetersiz Vergilendirilmiş Ödemeler Esası (UTPR) analizi yapılması
  • Geçiş ve kalıcı güvenli liman kurallarının uygulanabilirliğini ve bunların ÇUŞ Grubu üzerindeki etkilerini değerlendirilmesi ve aksiyon planının hazırlanması
  • Küresel asgari kurumlar vergisi ile ilgili atılacak adımların ve yol haritasını belirlenmesi

Tüm bunlar dikkate alındığında, küresel asgari kurumlar vergisinin uygulanmasıyla küresel düzeyde daha adil bir vergi sistemi oluşturulması hedeflenmiş olmakla birlikte, ÇUŞ Grupları üzerinde önemli bir idari iş yükü de yaratmış durumdadır. O nedenle, önümüzdeki yıllarda uygulamanın biraz daha esnetileceği ya da kolaylaştırılacağını beklemek de yanlış olmaz. Durum böyle olsa dahi, konunun derinlemesine incelenmesini ve özellikle 2025 sonuna kadar yerel asgari tamamlayıcı verginin ve 2026 yılı ortasına kadar küresel asgari kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği düşünüldüğünde konuya daha fazla kaynak ve zaman ayrılmasını özellikle tavsiye ederiz.

 

 

KAYNAKÇA

  • PwC, PwC’s Pillar Two Country Tracker, Erişim 13 Aralık 2024, https://pwc.com/gx/en/tax/international-tax-planning/pillar-two/pwc-pillar-two-country-tracker-summary-v2.pdf
  • OECD (2021), Tax Challenges Arising from Digitalisation of the Economy – Global Anti-Base Erosion Model Rules (Pillar Two): Inclusive Framework on BEPS, OECD/G20 Base Erosion and Profit Shifting Project, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/782bac33-en.
  • OECD (2024), Tax Challenges Arising from the Digitalisation of the Economy – Consolidated Commentary to the Global Anti-Base Erosion Model Rules (2023): Inclusive Framework on BEPS, OECD/G20 Base Erosion and Profit Shifting Project, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/b849f926-en.
  • 7524 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 2 Ağustos 2024 tarih ve 32620 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.

 

[1] PwC’s Pillar Two Country Tracker, Erişim: 13 Aralık 2024, https://pwc.com/gx/en/tax/international-tax-planning/pillar-two/pwc-pillar-two-country-tracker-summary-v2.pdf

[2] OECD (2021), Tax Challenges Arising from Digitalisation of the Economy – Global Anti-Base Erosion Model Rules (Pillar Two): Inclusive Framework on BEPS, OECD/G20 Base Erosion and Profit Shifting Project, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/782bac33-en.

[3] OECD (2024), Tax Challenges Arising from the Digitalisation of the Economy – Consolidated Commentary to the Global Anti-Base Erosion Model Rules (2023): Inclusive Framework on BEPS, OECD/G20 Base Erosion and Profit Shifting Project, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/b849f926-en.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment